Sarı Yayla Ve Küçük Çocuk

Sarı Yayla ve Küçük Çocuk Sarı Yayla ve Küçük Çocuk

 SARI YAYLA VE KÜÇÜK ÇOCUK

Bir çocuk vardı... Yaylaya ,aşkına,özlemine ,arkadaşına koşarak ,uçarak giden yaz başında ....Üstü yüklü kamyonun en tepesine binip,o tozlu yayla yollarında gözlerini kısa kısa giden.Ak yokuş denen tehlikeli bir yol var idi o zamanlar.Yaylaya gider iken mutlaka o yoldan geçmek zorunda idik ve gidiş yönünün sol tarafında kalan derin bir uçurum vardı.Her oradan geçişte eğer kamyonetin üstünde solda ise ,hemen sağ tarafa geçerdi ,güya ağırlık sağa olsun ve sol tarafa uçuruma kamyon düşmesin diye.Çocukluk işte ,çocukça düşünceler ,çocukça önlemler ,çocukça hayaller güya.Mara (Kır Obası) yaylasına gelindiğinde yol kenarları yaylaya göç eden kamyon,pikap,traktörler ile dolu olur,herkes yaylalık alışverişini yapardı.O zamanlar en güzel tatlı karton kutularda satılan gofret ,biküvi ,lokum ve yaylanın Vaz geçilmezi bandırma idi....

Yaylalık alışveriş yapıldıktan ,biraz dinlendikten ve atıştırdıktan sonra başlardı yine o tozlu yollar ile mücadele ve yolculuk ...Yine tozlu yolların tozları esir alırdı gözleri ,kirpikleri ve kaşları,birazda saçlarıve hatta bütün vücudu....Yolda giderken yukarıya doğru çıktıkça rakımdan da kaynaklanan miss gibi ve buz gibi bir hava okşardı yanakları.... "Hemen varsak ta bir an önce kırda bayırda oynasak " diye heyecan kaplardı içini o çocuğun.Eğer yolda yağmura yakalanmazlar ise ne güzel ,yakalanırlar ise vaydı hallerine ki vay.Kamyonda neler yoktu ki ;"Yaylalık erzak,yiyecek,içecek,ev eşyaları ,en arkada büyükbaş hayvanlar,eşek,at ve çocukça hayaller....

Bunları taşırdı o kamyon....En çokta çocukça hayalleri taşımanın verdiği mutlulukla bağıra bağıra ,kara duman ata ata giderdi o tozlu yollarda.Kimin ne haylleri yoktu ki o tozlu yollarda o kamyon üstünde ....Kimi gençti evlenecek yuva kuracak,kimi yaylaya çıkınca nohutuna ,burçagına,ekinine bakacak,hasat edecek,kimi evinin önüne çeşit çeşit yeşillik ekecek ona bakacak,kimi seyilin (Kışın Kalınan yer)Yorgunluğunu atacaktı belki de .Bütün herkesin hayallerini de misafir eden,taşıyan bu kamyon ağır ağır alırdı virajları,kara duman ata ata ...Ardıç ağaçlarının miss gibi kokusu ,yaylaya yaklaştıkça ritmini hızlandıran kalbin atışı ile doruğa çıkarırdı mutluluğu....

Hele bir de tam yaylaya yaklaştığında o içindeki heyecan özgürlüğüne kavuşmuş bir insan misali sevinç çığlıkları atarak ve belki de mutluluktan göz yaşları dokerdi...Çocuk işte,çocukça sevinçler ,çocukça mutluluklar .Çocuktu belki ama bir mutlu idi,küçücük şeylere sevinir,çocukça şeylerler ile mutlu olurdu....
Ve ,ve o güzel aşkı ,özlemi karşılardı onu.Daha kamyonun üzerinde iken sarılırdı boynuna sımsıkı ....Sımsıkı sarılırlar di ki birbirlerine ,kimse onları ayıramasın.Uzun bir yoldan,bir ton yük ile yüklü ,yorgun ama hem yolcularını hemde yolcularının hayallerini istedikleri arzu ettikleri yere ulaştırmanın verdiği gurur ve mutlululla istop eden kamyondan hızlıca inerdi o çocuk ....Koşarak İlk ulaştığı yer ,çayır ve çayırın ortasındaki Vaz geçilmez arkadaşı ,herkesin hayat kaynağı su kuyuları ve yanındaki dere olurdu.

Yaylaya ilk varıldığında kuyular ağzına kadar dolu olur,çayırda yetişen ve içi boş boru şeklinde olan çiçeğin sapını koparır,kuyunun başına eğilip pipet gibi kullanıp,kuyudan su içmek onu çok mutlu ederdi.Deredeki kurbağa yavruları çomça balıklarla oynamak ve derdeye gelen kuşları avlamak ise ayrı keyifli idi onun için.Kamyondan eşyalar indirilir,ev yerleştirilir ,hayvanlar kırlara salınırdı.Ocaga ateş yakılır kara çaydanlık ta çay demlenir,sofra kurulur ve yorgunluk yemeği yenir ve çayı içilirdi.Miss gibi yayla kokusu,çiçek kokusunun tarifi yoktu tıpkı hani yeni doğmuş o güzel bebeklerin kokusu Varya ,kokusu tarifsiz ve güzel,onun gibi gelirdi yayla kokusu ona,nihayetinde çocuktu işte.O zamanlar konakladıkları o yayla damları kocaman gelirdi ona...Damın tavanı ardıç ağaçlarından yapıldığından ,alatanalar (yaylalarda yaşayan bal arısı türü)vizzz vizz diye gezerdi damların içinde .Daha sonraları tepelerde herkesin parselledikleri alanlarda çöp kanaklar (Yayla Sakızı) kanatılır ,burçalaklar ,çiğdemler kazılır yenilirdi ve ondan lezzetli başka bir şeyde olmazdı o zamanlar.Hele yeşil nohut olduğunda onu ğevenin üstünde pişirip yemek ayrı bir lezzetli ve keyifli idi ....


En iyi oyuncağı sapan,telden arabalar ,çamurdan araba ve evlerdi belki ama hersey daha bir güzel ve daha bir mutlu idi o zamanlar.İlerde büyüyünce ne olacağına dair yine güzel, hayalleri vardı belki,belki hayat ozaman daha bir güzel geliyordu ve mutlu idi işte .Zaman zuhur oldu yillar geçti ve o çocuk büyüdü....Hayalleri de büyüdü belki ama yüreği hep o yayladaki çocuk kaldı ...Çocuk büyüdü ama dünya değişti ...Belki dünyada büyüdü ,ama o eski mutluluklar ve huzurlar tarih oldu belki de.Bazen her şey para ,pul,çıkar olmasa da ...O zamanlar çocuk,şimdilerde çocuğu olan o adam hala yaylaya her gittiğinde yıllara ve zamana inat ,yine çocuk oluveriyor her yaylaya vardığında ,kavuştuğunda....Kim bilir belki yine Allah nasip ederse yine kavuşurum yaylama ....Bir günde olsa,bir anda olsa....İnsanlar yaylayı neden bu kadar sevdiğimi anlamasalar bile ....
Sana kavuşmak ümidi ile koca yaylam...Yine sevgi ve heyecanla kucaklar mısın o küçük çocuğu sana kavuşunca....?

Benzer Öğeler (etikete göre)

Sponsor Alanı

Sponsor Alanı

Son Yorumlar

  • Veli Avcı söyledi Daha fazla
    Teşekkürler... Sizlerde gönderin... 2 weeks ago.
  • Tarık Bey söyledi Daha fazla
    Hep Destek Tam Destek...
    Başarılar... 3 weeks ago.
  • Muhammet Çapar söyledi Daha fazla
    Allah Rahmet Eylesin,Mekanı Cennet Olsun. 3 weeks ago.
  • Yönetici söyledi Daha fazla
    Ne güzel Günlerdi... 3 weeks ago.
  • Muhammet Çapar söyledi Daha fazla
    Emeğinize sağlık 3 weeks ago.

Yazar Girişi

İletişim

İstatistik

İSTATİSTİKLER

Dost Siteler