|
Boynuinceli Şahpaz Kuyusu Yayla Hatıraları
Eskiden Bizler Çocukken (Şuan 35) Boynuinceli Yaylalarından Şahpaz Kuyusuna Çıkardık ailecek.Genelde bizler Ali-Döndü Kolukısa ve Boruzan Havana Ebem (Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun )le beraber çıkardık çocukken.Yaşım 36 ya çıkacak ama hala rüyalarımda yaylamızı görürüm ve hala yaylamı severim.İlk akşamdan göç için hazırlık yapılır,akşama kamyon yüklenir bütün ev araç gereçleri,hayvanlar kamyona yüklenir,ertesi gün saat sabah 3-4-5 gibi yola çıkılırdı.Artık siz diyin 4 saat ben diyim 5-6 saatte yaylaya çıkılırdı.Yollarda özelikle ak yokuş civarında çocukken çok korkardık.Sanki kamyon o derin vadiye düşecek gibi hisseder ve kamyonun diğer tarafına geçerdik,çocukluk işte...
Yaylaya vardığımızda bizden önce gelenler varsa hemen yardıma gelirler,el birlğiyle bütün kamyon boşaltılırdı.Tabi eşyalar alel acele indirildikten sonra kara çaydanlıkta demlenmiş o miss gibi çay ve seyilden (Akkumdan) yada Mara (Kırobası) yaylasından alınan somun ekmeklerle zeytin,çökelek ve seyilden sandıklarla getirilen hala kızarmamış olan çakırlı domateslerle iyi bir ziyafet çekerdik.Yavaş yavaş hava kararırken ocaklık yakılır,ve gazla çalışan fenerler,lambalar yakılırdı.Yaylanın en sevdiğim özelliklerinden biri,akşam olunca diğer komşular misafirliğe gelir,herkes ocaklığın başında ufacık gaz lambasının etrafında toplanır sohbet ederdi.İnsanları oyalıyacak,sohbetleri bölecek görsel iletişim araçları,televizyon,bilgisayar yoktu tabi.Herşey doğaldı o zamanlar.Rahmetli Büyüğüm çok sevdiğim babaannem-Ebem'in küçük bir çardağı ve ufacık bir çaydanlığı vardı.Yine ufacık bir senidi ve ufacık bezeleleri vardı."Yavrularım..." derdi benim güzel Ebem. "yavrularım, gelin çay demledim,size sıkma yapayım,çekiştirme atayım " derdi güzel ebem.....Yeri mekanı cennet olsun İnşAllah.En çok çekiştirmesini severdim ebemin.Tabi her şeyini severdim ama en çok çekiştirmesini ve o ufacık çaydanlığında demlediği çayını.O çay bizim evdeki yada başka yerlerdeki çayların tadına benzemezdi hiçbir zaman.Sonra büyük bir bezele açar,onu eliyle döndürür defalarca,ocaktaki kömürlerin üzerine atardı.Buna "çekiştirme" derlerdi yerel boynuinceli dilinde.Daha sonra küflü çökelek yine köze atılır o miss gibi kokusu Şahpaz kuyusunu kaplardı.
Biz Çocuklar gündüz ya hayvanları otlatmaya gider,yada dağlarda çöp kanak kanatmaya giderdik.Sanki kocaman dağı paylaşamaz gibi arsaları çizer,topalak dediğimiz bitkiden toplar,birde teneke kapağı bulursak hemen ateş yakar onun üzerinde pişirir yerdik.O zamanlar belki bu zamanlarda olduğu gibi herşey yoktu ama dünyanın en güzel ve kutsal varlığı "MUTLULUK,DOSTLUK,PAYLAŞIM,KOMŞUCULUK,SEVGİ,SAYGI" vardı.....!
Bir iş yapılacağında bütün komşular toplanır beraber imece usülü hallederlerdi.Sonra kocaman adamlarda toplanır,çelik çomak oynardık."Kürrük" dedikleri oyunları oynardık çocuklarla.Şimdi bu yazıyı okuyan yeni nesil kardeşlerim belki "bu kelimeler nedemek " diyeceklerdir eminim ama bunlar bizim yerel halk dilmizdi.Akşamlar pardı odunlarının karşısında hoş sohbetler edilirdi.Bidonlara kurulmuş turşular,damın kenarında kızarmayı bekleyen çakır domateslerden üstün yemekler yoktu o zamanlar.Kurban bayramında damın içi örümcek ağı gibi iplerle örülür,"dilgeçler" (hayvanların eğe kısımları,pirzolalık) asıllırdı oralara.Aylar geçse bir şey olmazdı.Bazan kör duman çökerdi yayla damlarının üstüne.3 metre ötesi gözükmezdi.Mis gibi toprak kokusu gelirdi yağmur her yağdığında ve yanaklarımız yayla ayazından çatlar,kıpkırmızı kızarırdı.
Bazan "koraşlı" yaylasından eşeklerle satıcılar gelirdi yaylamıza.Heybelerinde erik,armut,elma vb meyvalar olurdu.Hemen misafir ederlerdi dedemler.Sonra kantarıyla elma,armut alırdık.Çocuklar adamın etrafına toplanırdı hep.Ayaklarımızda naylon ayakkabılar,bir topun peşinde 20 çocuk koşardı.Sonra,sonra sapan yarışı yapardık.Hatta bu yüzden sırf kafam yarılmıştı emmoğlu Ömer tarafından çocukken.:DD
Hasat zamanı geldiğinde yine imece usulü nohut yolardık.Ben şahsen hiç sevemzdim nohut yolmasını.Çünkü insanın ellerini acıtırdı.Parmaklarına bez sararlardı.Daha sonra o öbekler toplanır,harman alanına getirilir ve dövenlerin altına atılırdı.Ben dövenin üstüne çıkar,eşeğe "dehh" diye bağırırdım.O zamanlar harman araçları,patozlar,döverbiçerler sayılıydı belki......
En çok sevdiğim yayla hatıralarından biri "alatana dediğimiz" yayla arılarının yuvasını bulup,balını çıkarmaktı.Önce keşif,yeri bulma ve dumanla hayvanları sersemlettikten sonra balını çıkarıp afiyetle yemek.Diğeri ise nohutlar tam olduğunda güzel bir Geven bulup,üzerine yeşil nohutları pişirip yemek.Her anısıyla güzeldi yaylamız,insanlarımız,boynuincelilerimiz...
Tabi bunları okuyan sizlere,sanki bir küçük hikaye gibi gelecek eminim.Ama yaşayan için unutulmaz güzel hatıralar.Belki o günden bu günlere çok ama çok şey değişti,olanaklar gelişti ama çok şeyde kaybettik inanın.O zaman herşey doğal ve saftı.Şimdilerde ise genelde herşey yapay ve sahte.Herşey çıkar olmuş.İmkanın varsa selam veren çok,İmkanın yoksa bakan bile yok!Akrabalık değerleri,komşuluk değerleri yok olmaya yüz tutmuş.Paylaşım desen o kadar sınırlıki,ama bol keseden vaatle,sallamalar tonlarca....
Ben sevdiğim,unutmadığım "yayla hatıralarını yazıyorum" sitemize.Sizlerde kendi istediğiniz yazıları gönderebilirsiniz boynuinceli sitemize.Belki bu yazıyı okuduktan sonra birçok hemşerimizde kendinde bir şey bulacak,duygulanacaklardır."Geçmişine sahip çıkmayan insanların,gelecekleri asla olmaz ve asla aslını inkar etmiyecek,ne oldum deil ne olacağıma bakacaksın bence..."
En derin Sevgi ve Saygılarımla......
Veli Avcı wwww.boynuincelihaber.com Site Kurucu vev Yöneticisi..
|
Yorumlar
Sayın Hasip Abim Sitemizde Yorumuzunuzu görmek çok büyük mutluluk verdi bana.Sizin "Boynuincelilerl e" ilgili yazınızıda koydum sitemize.Hem "Boynu yoğun" hem de boynuinceliler" araştırma yazınız var sitemizde.Sizin gibi değerli bir araştırma yazarınıda görmek isteriz sitemizde.Eğer yazılarınızı yayınlamak isterseniz haberim olsun.Bana mail atabilirsiniz.Yorum ve yazılarınızı esirgemeyin lütfen.Saygı ve Sevgilerimle..
Çopurlu, Kuzcubelen vb. köyleri de çıkarlardı. Benzer zevkleri paylaşırdık. Nohut veya buğdayın alaz üstündeki haline "ütme" derdik. Ala pişmiş, ala sıcak, yüzümüz gözümüz kömür karasına bulana bulana yerdik!Ap ayrı bir zevkti bizim için. Bir de derede çimmiye inerdik. Yüzme bilmezdik ama, göbetin başından sonuna kabatak atlardık. Bir uçtan girip öteki uçtan çıkmak demekti. Yoksa boğulmak işten değildi. Ama boğulan olmamıştı. Sonra yüzmeyi öğrenirdik! Sonra, dereden çıkarken " Arılık , duruluk, bitlik pirelik, Anamdan emdiğim ak süt, babamdan yediğim ak ekmek, k....... kara tokmak helali hoş olsun!" diye duamızı ederdik. Şimdi yine var mıdır? sizden sonra gelen nesiller bunları sürdürürler mi? İnternetten mi okurlar?
Sağlıcakla kalın Hasip ÖZTÜRK- Keşli kolundan.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için