|
Lise son sınıfta okuyan bir genç, anne ve babasını mutlu etmenin yolunun tıp fakültesini kazanmak olduğunu öğreniyor. Bu nedenle en iyi dershaneye kayıt yaptırıyor. Girdiği seviye belirleme sınavlarında öğretmenleri sözel bölümlerden de tercih etmesi konusunda öğrenciyi uyarmalarına rağmen öğrenci sayısal derslere çalışıyor ve tercihlerini de sayısal bölümlerden yapıyor. Girdiği sınavda istediği başarıyı yakalayamasa da anne ve babasından gelecek tepkiyi düşünerek tıp fakültesini kazanacağını ve yeterli net yaptığını belirtiyor. Sınavların açıklandığı gün durumunu öğrenince babasını mutlu edemediğini düşünerek eve gelmiyor. Ailesi de çocuklarını arayıp sormuyor. Genç, anne ve babasının kendisini sevmesini tıp fakültesini kazanmaya bağlı olduğunu anlıyor. Ailesini hayal kırıklığına uğrattığını düşünerek kendisini otoban da seyir halinde gelen bir kamyonun önüne atıyor ve orada can veriyor. Polisler gencin ölüm sebebini, cebinden çıkan bir kâğıdı okuduklarında öğreniyorlar. Bu olay trafik kazası olarak kayıtlara geçiyor. Acıkma duygusunu içimize atan sevme arzusunu da yerleştirmiştir. Sevgi, yaratılış maksadı dışına çıkarıldığında insan bünyesinde tedavisi imkânsız rahatsızlıklar oluşturur. Ceset ruhu esir almışsa özellikle gençler Mevla yerine Leyla, demeye başlar. İçlerinde büyüttükleri nefis putunu dışarıdan kazandıkları menfi davranışlarıyla beslemiş olurlar. Oda vicdanları karartıp manaya bakan gözleri kör eder. İki insan birliğe yürüyüp yuva kurarken dış görünüşe takılıp karar veriyorsa. Gönlünü görünmez dehlizine hapseder ve bir ömür nefisinin esiri olur. “Eğer” sevgi. Şarta bağlı olan sevgidir. “Eğer benim için para kazanırsan, bana hizmet edersen seni severim.” diyen bir eş gerçek sevgiye ulaşabilir mi? Belirli bir şarta bağlı sevgi, sevgi değildir. "Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Ben merkezli olduğu için biz yoktur. Bu sevgi türüyle bağlanan eşler fedakârlık duyguları olmadığından her zaman kendi arzuları için birbirlerini severler. Amacı sevgi, karşılığı bir şey kazanmaktır. Evliliklerin pek çoğu "Eğer" türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne âşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde de, düş kırıklıkları başlıyor. Sevgi giderek nefrete dönüşüyor. Yukarıdaki hikâyede belirtilen, en saf olması gereken anne baba sevgisinde bile "Eğer" türüne rastlanıyor.
|